31 Mayıs 2026 Pazar

Derin Deniz Canavarı Namıdiğer LEVIATHAN

    LEVIATHAN 

    Thomas Hobbes’un devlet, toplum, akıl velhasıl kelam felsefesini ele alacağım.
Öncelikle 17. yüzyıl filozoflarından olan Thomas Hobbes, günümüz modern siyaset felsefesinin temellerini atmada öncü olmuştur. Öncelikle Hobbes bu fikirlerini bizzat kendi gözleriyle (yaşadığı dönemdeki ingiliz iç savaşından) görmüş olduğu ortamdan elde etmiştir. Kral I. Charles'ın idamından sonra iç savaş çıkmasıyla beraber Hobbes sürgüne gönderilmişti, sürgün sırasında da LEVIATHAN'ı kaleme aldı. Devletin, egemenin yani otoritenin olmadığı bir durumda ne gibi sonuçların olacağını Hobbes bizzat kendi gözleriyle görmüş ve deneyimlemiş birisidir. Hobbes, devlet fikrinin güçlü bir savunucusudur. Hobbes’a göre devlet olmazsa insanlar doğa durumu (state of nature) içinde yaşarlar. Hobbes’a göre, insanların güvenliğini sağlayacak ortak bir otorite olmazsa bireyler, tamamen kendi çıkarlarını maksimize etmek uğruna eylemlerde bulunacaktır. Doğada nasıl sürekli çatışma varsa bu durumun da aynen insanlara da aktarılacağını düşünmektedir. Sahi devlet denilen bu yapı olmasaydı herkes kendi adaletini sağlamakla kalmaz mıydı? Bu da toplumda kaos meydana getirmez miydi? Bu konuyla ilgili en ünlü sözü de şudur: “Homo homini lupus est”, yani “İnsan insanın kurdudur.” Bu sözüyle Thomas Hobbes, insanların kendi güvenliklerini gözeten ortak bir otoritenin olmadığı durumda tıpkı doğadaki hiyerarşik düzenin yer alacağını ima etmiştir. Binaenaleyh bir toplumu yönetecek olan bir bireyin toplumu yani insanlığı okuyabiliyor olması gerektiğini savunmuştur. Hobbes, insanları okuyabiliyor olmaya çok değer vermektedir ki "Bilgelik kitapları değil, insanları okuyarak elde edilir" demiştir kendisi.
    Peki insanlar doğanın bu kaosundan nasıl sıyrıldı? Hobbes çözümü toplum sözleşmesinde buldu. Toplum sözleşmesi, insanların kendi aralarında bir antlaşma yaparak güçlerini tek bir elde (egemenlikte) toplar. Bu egemen (otorite sahibi) bir meclis, kral yahut da kilise olabilir, önemli olan gücün bölünemez ve sorgulanamaz olmasıdır. Hobbes bu yapıya "Leviathan" adını verir. (Eski ahitte adı geçen derin deniz canavarı)
    Hobbes'a göre bu egemen sorgulanamaz ve bölünemez çünkü egemen dediğimiz şey sosyal sözleşmenin ürünüdür velhasıl kelam insanlar başta anlaşma yoluyla ürettikleri bir antlaşmayı neden bozsunlar? Bu anlaşmayı bozmak Hobbes'a göre felaketten başka bir şey değildir çünkü bu anlaşma bozulursa insanlar başa yani doğa durumuna geri dönmüş olacaklardır.
    Bu arada egemeni biraz öcü gibi anlatmışım, mutlak otorite sahibi her istediğini asıp kesebilen cinsten yani, Hobbes vatandaşı tamamen savunmasız bırakmaz. Egemen, otorite vatandaşın canına kast ettiğinde itaat durumu ortadan kalkar ve en baştan bir anlaşma yapılır ki sözleşmenin tek amacı hayatta kalmaktır. Bu sözleşmeye aykırı davranan egemen, otorite yok olmaya mahkumdur.

    İyi ve Kötü

    Thomas Hobbes'a göre iyi, kişiye hoş ve faydalı; kötü ise nahoş ve faydasız gelen eylemlerdir. Ancak Hobbes, iyiyi ve kötüyü gruplara ayırmaktadır. İyiler sırasıyla pulchrum, jucundum ve utile'dir; kötüler sırasıyla turpe ve molestum'dur. Pulchrum vaat edilen iyiliktir, jucundum arzulanan iyiliktir, utile ise fayda sağlayan, çıkarı olan iyiliktir; turpe vaat edilen kötülüktür, molestum ise nahoş faydasız zararlı anlamındaki kötülüktür. Bu sınıflandırma da Hobbes'un ahlak hakkındaki görüşünü açık bir şekilde ifade etmektedir. Hobbes'a göre evrensel ahlak, nesnel ahlak yoktur. Ahlak dediğimiz şey Hobbes'a göre arzulardan ve isteklerden oluşur. Her bireyin arzusu ve isteği de farklı olduğundan dolayı insanlar mutlak bir çatışma içindedirler. İşte bu noktada devlet devreye girer. Ortak bir ahlaki kurallar bütününü ancak ve ancak bir egemen, bir devlet belirleyebilir.

    Akıl

    Neden yemek yeriz? karnımızı doyurmak için değil mi? Karnımız acıktığında aklımıza karnımızı doyurmak için yemek bulmamız gerektiği gelir ama karnımızı doyurma isteği başta aklımız sayesinde değil arzumuz sayesinde geldi. İşte Hobbes da aklı sadece bir araç olarak görmekte. Akıl sadece hesaplamalar yapan bir araç Hobbes için. Akıl ahlak öğretemez Hobbes'a göre. Ahlakı öğreten şey arzularındır neyin iyi neyin kötü olduğunu arzuların karar verir. Misal karnın acıktığında bir hayvanı öldürüp yemek senin arzuna göre iyidir çünkü birey bazında yararın maksimize edilmekte, Arzularınıza göre iyiyi ve kötüyü sınıflandırabiliyorsunuz. Arzularınıza göre tam o anda neyin iyi neyin kötü olduğu değişebiliyor. Hobbes bunu savunmuştur.
    Örneğin, bir hırsız da aklını kullanır ki eşya çalabilsin diğer yandan bir hayırsever de aklını kullanır ki daha çok yardım yapabilsin. Bu iki önerme Hobbes için yeterince akılcı sayılmakta çünkü Hobbes'a göre akıl ahlaki yargı yapmaz.
    Her bireyin arzusu farklı olduğu için bireyler arası çatışma çıkacağı kesindir. Binaenaleyh ortak bir egemen şart.

    Dil

    
Bir devlet düşünün Y devleti, bu devlet X grubuna terörist derse X grubu Y devleti için terörist olur ve Y devleti X grubundaki herhangi bir kişiyi hapse atabilir, ceza kesebilir kısaca her istediğini yapabilir. X grubu eylemlerini özgürlük mücadelesi olarak niteleyebilir lakin elinde güç bulunan kişi Y devleti olduğu için kelimeyi tanımlayan ve elinde güç bulunduran kazanır.
    
Hobbes metaforlardan nefret eden birisiydi çünkü metaforların gerçeği bulanıklaştırdığını düşünüyordu kendisi. Gerçek, Hobbes için altın kuraldı. Metaforların dile duygusal bir anlam kattığını ve bu duygusal anlamların da gerçeği maskeleyeceğini düşünüyordu. Hobbes, muğlak bir dilin toplumda kargaşa çıkaracağını düşünüyordu.

Hobbes'a gelen eleştiriler 

    Hobbes'a gelen eleştirelin çoğu John Locke ve Rousseau tarafınca gelmiştir. Hobbes insanı tamamıyla bencil ve saldırgan görmekte lakin Locke insanı akıl sahibi ve işbirliğine yatkın bir varlık olarak görmekte. Locke'un Hobbes'a karşı en önemli itirazlarından birisi de "Egemeni kim denetleyecek? Sınırsız güç verilen biri zulmederse ne olur?" olmuştur.
    Rousseau, Hobbes'un state of nature (doğa durumu) fikrine tamamen karşı çıkmıştır. Rousseau, insanın doğada özgür ve mutlak iyi olduğunu savunur, toplumun ve medeniyetin insanı kötüye ittiğini savunur.

    Tüm bu eleştirilere karşın Hobbes'un mirası yadsınamaz. Modern ulus devlet anlayışı, uluslararası ilişkiler teorisi ve sosyal sözleşme geleneği büyük ölçüde onun üzerine inşa edilmiştir.  


     

16 Mayıs 2026 Cumartesi

My Beautiful Blue Heaven

    Benim mavi, güzel cennetim.
    Yüzüme dokunan ellerin, rüzgarın.
    Gözüme parıldar o mavi ışığın.
    İçinde kaybolurum o nebulanın.

    Benim mavi, güzel cennetim.
    Dokunsan evren yeniden başlar, süpernovalar.
    Adını anınca parlar yıldızlar, galaksiler.
    
Türk kahvem, filtre kahvem, alışkanlığım.

    Benim mavi, güzel cennetim.
    Şafak vakti doğan güneş gibi.
    Çıkardın beni bu bataklıktan.
    Borçluyum sana, yaz veresiye.

    Benim mavi, güzel cennetim.
    Çay içer misin? Dalmışken maviliğe.
    Semaver tüter usulca koynunda.
    Gülüşün karışır denizin kıyısına.

    Benim mavi, güzel cennetim.
    Uyuştu ya hani bu kafalar.
    Dağılır bu insanlar.
    Oluruz beraber sonsuza kadar.

    Mavi Cennetim
    Yaşatıyorsan cenneti bu dünyada bana
    Ne gerek var o zaman öteki dünyaya?
    Benim mavi, güzel cennetim.
    Sana Teşekkür Ederim.