11 Nisan 2026 Cumartesi

Qualia, Fenomenizm ve Fizikalizm

 İkimiz de americano içiyoruz, aslında içmiyoruz.

    Qualia(1), eylemde bulunan birinci tekil şahsın edindiği deneyimin kendisine verilen addır. Qualianın en önemli özelliği öznel (subjektif) olmasıdır, eylem sonucunda elde edilen verinin zihinsel yaşantımıza fenomenal (bize göre görünen, görüngüsel) etkisidir. Örneğin, mavi rengi kendine has bir dalga boyuna sahiptir, ampirik yöntemler ile 3. şahıslar tarafından incelenebilir ancak mavinin maviliği, mavi oluşu hiçbir fiziksel anlatımla açıklanamaz (indefinable’dır), sadece ve sadece 1. tekil şashısın deneyimi sonucu ortaya çıkan fenomen(2)dir.

    Fizikalizm(3), gerçekleşen eylemlerin 3. şahıslar tarafından ampirik yöntemlerle incelenip çıkan sonucu 3. şahıslara aktarabilmeye denir. Fizikalizmin özelliği nesnel (objektif) olmasıdır, zamanla değişkenlik göstermesi beklenmez. Örneğin A noktasından B noktasına doğru yola çıkan bir aracın sahip olduğu km/sa cinsinden sürati ve A noktası ile B noktası arasındaki mesafe öğrenilirse aracın B noktasına kaç saatte ulaşabileceğinin bilinmesi nesnel bir gerçektir. İstenen verilerin varlığı sonucunda elimizde fiziksel temellere oturttuğumuz nesnel gerçekler bulunur.

Qualia’nın varlığının fizikalizm özünde yarattığı problem mevcuttur, bu problem şudur:

  •     Fizikalizmi acılara uygulamaya çalışalım. Acı sinyali, vücudumuzda nöronlar sayesinde ilk önce omuriliğe ardından beyne gönderiliyor. Beyin, bu bilgiyi acı olarak işleyip sinyal olarak tekrar temas halindeki bölgeye tepki vermesi için tekrar gönderir. Şimdi, bu bilgiyi daha önce hiç acı çekmediği varsayımını yaptığımız bir deneğe anlattığımızda bu denek acı’nın ne olduğunu kavrayabilir miydi? Kavrayamaz olması beklenir çünkü acı nörolojik bir durum (3. şahıslar tarafından gözlemlenebilen nesnel gerçek) dışında 1. şahısa bağlı bir deneyimdir.
    Sorun şu ki fizikte, biyolojide, matematikte ve kimyada ifade edilen her şey nesnel (objektif) bir gerçek. Yukarıdan aşağıya doğru düşen bir taşa etki eden kuvvet (yerçekimi ivmesi) bir özneden bağımsız olarak gerçekleşiyor, kuvvetin olması için kuvveti gerçekleştiren bir kişiye gerek yok çünkü kuvvetin kendisi öznenin kendisi.
        Fizik görüldüğü üzere tüm canlılara açık. Peki, bizim acı deneyimimiz? Acıya fiziksel (nesnel) olarak çıkarımda bulunamadık. Var olan her şeyin yani evrenin fiziskel olmasına rağmen öznel (tanımlanamayan) fenomenlerin olması ve bu öznel fenomenlerin fiziksel olarak tanımlanamıyor oluşu fizikalizm özünde bir problem yaratmaktadır. 

 

Mary’nin Odası Düşünce Deneyi Nedir?

Mary adında bir kız hayal edin. Kendisi parlak bir sinirbilimci ve renkler ve renkli görüş üzerine dünyanın önde gelen uzmanlarından biridir. Ancak, tamamen siyah-beyaz bir odada büyüdüğü için aslında hiç renk görmemiştir.

Siyah-beyaz kitaplar ve televizyon programları sayesinde renk görme hakkında bilinmesi gereken her şeyi öğrenmiştir. Gözlerimizin yapısını, açık mavi bir gökyüzüne baktığımızda retinamızı uyaran ışığın tam dalga boylarını ve renk algısının tüm bilimsel yönlerini bilir.

Bir gün Mary, tek renkli odasından kaçar ve gri şehir sokaklarında yürürken ilk kez kırmızı bir elma görür. Mary’nin kırmızı elmayı görmesiyle ne değişti? Mary, kırmızıyı ilk kez gördüğünde kırmızı renk hakkında yeni bir şey öğrenmiş midir?

    Qualia’nın, fizikalizme problem yaratması neden önemli? Varlığından şüphesiz emin olduğumuz bir fenomenin bilim tarafından tanımlanamıyor oluşu birçok soruya yol açmakta. Nesnel olarak kabul ettiğimiz fizik aslında fenomenlerden mi oluşuyor? Ya da bilim’e uygun olmadığı için Qualia'yı ret mi etmeliyiz? 

What Is It Like to Know?

Genetik Determinizm

Oku sen de baban gibi, eşek olma. Oku sen de baban gibi eşek olma

 
Genetik determinizm, en basit hâliyle, kalıtsal özelliklerin insan hayatının her noktasında egemen olduğunu ileri süren bir düşünce biçimidir. Kazanacağınız para, gideceğiniz üniversite, yaşayacağın hastalıklar, iş yerinde elde edeceğin başarılar ve hayatında yaşayacağın birçok dönüm noktasının tamamen atalarınızdan size aktarılan kalıtsal özellikler (genler) sayesinde mümkün veya namümkün olacağıdır.

  Bu görüşü destekleyen unsurlar şunlardır: 
  1.  IQ (intelligence quotient)

    IQ, zeka katsayısı ya da zeka seviyesi olarak Türkçeye çevirilebilir. Peki, IQ nedir? IQ, atadan çocuğa miras bırakılan zekâ seviyesi olarak tanımlanır;(1)  başka bir deyişle soyunuz kadar zekisiniz. Peki IQ hayatta neyi belirler ve neden önemlidir? IQ seviyesi arttıkça daha az psikiyatrik hastalığa yakalanma eğilimi (şizofreni, anksiyete, depresyon, bipolar bozukluk vb.), daha az suç işleme eğilimi, daha az kanser, solunum yolu, kalp ve damar, mide hastalıkları, inme, diyabet, Alzheimer kaynaklı ölümler görülmektedir.(2) Ayrıca IQ seviyesi arttıkça beklenen ömür süresi (life expectancy) de anlamlı bir şekilde artıyor.(3) 
     
  2. Türler Arası Benzerlikler (similarities between species)
     

    Hayvan çalışmalarında belirli davranışların (örneğin saldırganlık, ebeveynlik) genetik olarak aktarılabildiği gösterilmiştir. İnsanların da biyolojik bir tür olması nedeniyle benzer mekanizmaların geçerli olduğu savunulur. Bazı ırklar diğer ırklara göre daha fazla suç işleme eğilimindedirler. Örneğin siyahiler beyazlardan 2 ve daha fazla kat suç işlemektedirler ayrıca siyahilerin IQ seviyesi beyazlardan daha düşüktür(4), siyahilerin suç işlemelerindeki bu eğilim de IQ seviyelerinin daha düşük olmasından kaynaklanmaktadır.
     
  3. Davranış Genetiği (behavioral genetics)

    İnsan vücudundaki bazı gen topluluklarının insan davranışları üzerinde etkisi olduğu bulunmuştur. Örneğin DRD4, DRD5 ve DAT1 gen alelleri; yenilik arama (novelty seeking), rutin işlerden daha kolay sıkılma ve yeni deneyimler arama ile ilişkilidir. Başka bir deyişle, bu genlere sahip bireyler dürtüsel olarak risk alma eğilimindedir ve bu durum kumar eğilimi ile ilişkilidir. Bu gen alellerinin ayrıca DEHB (ADHD) ile de ilişkili olduğu bulunmuştur.(5)
    Not: Bu davranışlar tek bir gen grubuyla açıklanamamaktadır; ancak ilişkilendirilebilmektedir. Bu ve benzeri davranışlar poligenetik (polygenic) olarak açıklanabilir.
     
  4. Evrimsel Psikoloji (evolutionary psychology)

    1) İnsan zihni, doğuştan sahip olduğu genetik yapı sayesinde bazı şeylerden korkar. Örneğin bebeklerin genetik yapısında yükseklik korkusu bulunmaktadır. Bunun sebebi genlerine yerleşmiş olan “yükseklik = ölüm” bilgisidir. Bu videoda bebeklerin yükseklikten korktuğu açık bir şekilde görülmektedir. Bebekler Yükseklikten Korkar Mı?,
     

    Kısaca; kaynak sağlayabilen erkekle eşleşen kadın, yavrularının hayatta kalma ihtimalini artırır. Doğurgan kadını seçen erkek ise daha sağlıklı, uzun yıllar yaşayabilecek ve verimliyavrular elde etmeyi amaçlar.

    2) İnsanlarda eş seçimi de evrimsel psikoloji kapsamında ampirik yöntemlerle açıklanabilmektedir. Evrimsel psikolojiye göre kadınlar eş seçerken daha seçici olup statüye ve ekonomik kaynaklara dikkat eder; erkekler ise fiziksel çekiciliğe önem verir. Peki, bunun nedeni nedir?
         Kadınların eş seçiminde daha seçici olmasının nedeni; hamilelik, doğum ve emzirme gibi süreçlerin yüksek biyolojik maliyet gerektirmesidir. Bu nedenle kadın, kendisini ve yavrusunu koruyabilecek ve kaynak sağlayabilecek bir eş seçmektedir. Erkeklerin fiziksel çekiciliğe önem vermesinin temel nedeni ise “Kadın doğurgan mı?” sorusudur. Doğurganlık doğrudan gözlemlenebilen bir özellik değildir; ancak bazı işaretleri (signals) vardır: gençlik, simetri, sağlıklı cilt, vücut oranları vb. Bu özellikler doğurganlık ve sağlıkla ilişkilendirilmiştir.